|
Satko A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Çelebiler:
"Pazarın açılması için büyük, küçük bütün şirketlerin
rasyonel düşünmesi ve iletişim harcamalarında cihaz
almaktan çok hizmet almaya yönelmesi lazım" dedi
Telekom Dünyası - Ocak 2003
1. Firmanızı tanıtarak ürün ve hizmetlerinizden söz
eder misiniz? Yeni yatırım ve projelerinizi anlatır
mısınız? Orta ve uzun vadeli hedeflerinizi açıklar
mısınız?
Satko 1994 yılından beri kurumsal telekomünikasyon
hizmetleri veren bir anonim şirkettir. Şirketin sunduğu
hizmetler üç ana grupta toplanmaktadır. Bunlar: uydular
üzerinden iletişim ve uluslararası ölçekte haberleşme
bağlantıları; nakliye sektörü için mobil veri iletişimi
ve yer bildirme; telekomünikasyon otel orarak adlandırılan
telekom altyapı merkezinde cihaz barındırma ve şebeke
bağlantısı.
Uydu üzerinden iletişim sağlanması genellikle Internet
protokolü kullanarak kurumların Internet şebekesinde
veya kendi kuruluşları arasında geniş bandlı haberleşme
temin edilmesi şeklinde olmaktadır. Satko 1995 yılında
İstanbul ile A.B.D. arasında internet bağlantısı kurmuş
ve hizmet sunmaya başlamıştır. Yüksek kaliteli bir
hizmeti mümkün olan en düşük fiyata vermeyi amaçlıyan
Satko ülkemizin ileri gelen bir servis sağlayıcısıdır.
Taşımacılar için mobil iletişim, uydular kullanılarak
veya karasal telsiz şebekelerini kullanarak nakliye
vasıtalarını merkezleri ile haberleştirmektir. Satko
1994 te başlattığı bu hizmetin kalitesini sürekli
olarak arttırmakta ve pazar liderliğini elinde bulundurmaktadır.
Telekomünikasyon oteli ise bilgisayar cihazlarını
önceden hazırlanmış bir telekom altyapı merkezinde,
kontrollü bir ortamda barındırmak, çalıştırmak ve
iletişim şebekelerine bağlanmak isteyen kurumlara
ihtiyaç duydukları hizmeti vermektedir. Böylece bu
kurumların iş başlangıcında yapmaları gereken altyapı
yatırımları yerine kaynaklarını dahe verimli kullanma
imkanı sağlamaktadır. Satko büyük kapasiteli bir telekom
oteli kurmuş ve 2002 başında hizmet vermeye başlamıştır.
Sağlam bir mali temele oturarak çalışmak isteyen
Satko yeni yatırımların pazarını ihtiyacına ve liberalleşmenin
hızına göre ayarlamaktadır. Telekomünikasyon otellerinin
sayısını arttırmak, uydu yanında kablo ve telsiz ve
şebekeler oluşturmak, üzerinde çalıştığımız projelerdir.
2. Ekonomik krizin etkilerinin sektör açısından aşıldığı
söylenebilir mi? Bu yılı gerek sektör gerekse firmanızın
performansı bakımından değerlendirir misiniz? Yıl
sonu beklenti ve hedeflerinizi rakamsal olarak öğrenebilir
miyiz? Pazardaki daralmanın aşılması için neler bekleniyor?
Telekomünikasyon teknolojisi hızlı olarak değiştiğinden
ve hizmet türleri çok kısa bir sürede gelişmekte veya
daralmakta olduğundan telekomünikasyon sektöründe
uzun vadeli plan yapmak çok faydalı olmamaktadır.
Türkiye'de liberalleşmenin çok gecikmesi ve bu yüzden
hizmet sektörünün çok az gelişmiş olması nedeniyle
ülkemizden daha hızlı ilerleyen ülkelerdeki durumu
incelemek bize daha sağlam bir yatırım planı yapma
imkanını vermektedir.
Hem dünya telekomünikasyon sektöründeki daralma hem
de ülkemizde yaşadığımız iktisadi kriz sektörümüzü
etkilemeye devam etmektedir. Kriz sektördeki pek çok
şirketi zarara soktu. Bunun sonucu olarakta ya işten
çekilme ya da birleşme yoluyla sektörde çalışan şirket
sayısı azaldı ve azalmaya bir müddet daha devam edecek.
İletişim şirketlerinin zor duruma düşmelerinin ana
sebebi sağlam iş prensiplerine göre hareket edecekleri
yerde "değer arttırma", "işini yapma"
gibi sanal emeklere dayanarak gelirlerinden çok harcama
yaparak yüksek zarara girmeleri. Her ne kadar bu yaklaşımın
bir fayda getirmediği ve getirmeyeceği görülmüş olsa
da hala bazı şirketler geri adım atmaktansa ürün fiyatını
kırarak müşteri sayısını arttırmaya ve bu şekilde
belki piyasaya hakim olmaya çalışmakta. Ancak düşen
fiyatlar bu sektörde bir daha yükselmeyeceğinden zararları
da gün geçtikçe yükselmekte.
Satko'nun yıl sonu beklentisi geçen yıla göre bir
daralma gösteriyor. Ancak gerçekleşen pozitif nakit
akışı sayesinde şirket planlarını gerçekleştiriyor.
Pazarın açılması için büyük, küçük bütün şirketlerin
rasyonel düşünmesi ve iletişim harcamalarında cihaz
almaktan çok hizmet almaya yönelmesi lazım. Büyük
kuruluşlar hala kendi iletişim şebekelerini kurup
işletmeye çalışmakta ve bu yüzden düşük randımanla
yüksek yatırımlar yapmakta. Ticari bakımdan rasyonel
düşünce ve harekete geçiş belki krizin bir müddet
daha devamı sonrası mecburen gerçekleşecek. Pazar,
herkes en iyi yaptığı işe yöneldiği ve haberleşmeyi
profesyonel haberleşme servis sağlayıcılara bıraktığı
zaman genişlemeye başlayacak. Çünkü hizmet kalitesi
yükselecek, işletme randımanı artacak ve fiyatlar
bunun sonucu olarak ve reel olarak azalacak.
3. Pazarın liberalleşmesi yönünde atılan adımları
olumlu ve yeterli buluyor musunuz? Bu konudaki öneri
ve beklentilerinizi öğrenebilir miyiz? Verilen lisanslar
ve konuları yeterli mi? Neden?
Pazarın serbestleşmesi için önemli adımlar atıldı.
Yasalar değiştirildi, Telekomünikasyon Kurumu kuruldu,
çalışmaya başladı ve ilk lisanslar verildi. Ancak
bu işler çok yavaş ilerledi ve hem teknoloji hem de
ticari hayatta ki gelişme hızına ayak uydurmakta zorluk
çekti. Sektör, almış olduğu lisansları verimli olarak
kullanabilmek için gerekli olan ara bağlantı düzenlemelerini,
tekelin ihtiyacı sağlamadığı hallerde altyapı kurma
ruhsatlarının ve tam serbestleşmenin başlayacağı 2004
yılı Ocak ayında verilecek lisansların şartlarını
öğrenmek istiyor. Pazar ekonomisini kabul etmiş olduğumuz
ve bu yönde ilerlemekte olduğumuz için yatırımcılar
önce tekel durumundan pazar ekonomisine nasıl geçileceğini
açık olarak görmek istiyorlar, telekomünikasyon kanunu
ile yapılan serbestleşmenin bir an önce uygulanmaya
başlamasını bekliyorlar. Türkiye telekom sektörü evrensel
anlamda rekabet şartları altında çalışabilecek gücü
ve birikimi elde etmelidir. Buna hazırlanmamız gereken
süre ise, sektörde yapılması gereken düzenlemelerin
istenen hızda yapılmaması nedeniyle tükenmektedir.
Ülkemiz son seçimde Avrupa Birliği ile birleşme,
yabancı yatırımı ve özel teşebbüsü destekleme, özelleştirme,
serbestleşme ve idarede şeffaflık istediğini oyunu
bu yönde kullanarak belirtmiştir. Bu isteğin sektör
üzerinde etkisi olan kurum ve kuruluşlar tarafından
en kısa zamanda yerine getirilmesi ve böylece önümüzdeki
günlerde sektörün önünün açılması beklenmektedir.
4. Türk Telekom'un özelleştirilmesi hakkındaki görüşlerinizi
alabilir miyiz? Şirket olarak bu noktada hedef ve
planlarınız söz konusu mu?
Halen yasal olarak sınırlı alanlarda olsa da tabii
olarak büyük çapta tekel olan Türk Telekomünikasyon
A.Ş.'nin özelleştirilmesi çok dikkatle ele alınması
gereken bir konudur. Bu şirket zaten ticaret kanunlarına
ve ticari anlayışa göre yönetilmesi gereken bir anonim
şirket. Teorik olarak, özelleştirilmesinin hazineye
bir miktar gelir sağlamaktan başka bir yenilik getirmesi
beklenmemeli. Eğer özelleşme sonucu yönetim değişikliği
bekleniyorsa bu değişiklik özelleştirme olmadan da
yapılabilir. Sektör için önemli olan Türk Telekom
A.Ş.'nin özelleşmesi değil, ticari bir anlayışla yönetilmesi
ve pazarın en kısa sürede serbestleştirilerek rekabete
açılmasıdır. Serbestleşmeyi destekliyen kanunlar ve
katılmayı beklediğimiz Avrupa Birliği kararları gerekli
hukuki altyapıyı oluşturmuştur. Şimdi ivedilikle yapılması
gereken uygulamalardır.
Telekomünikasyon hizmetleri, bir ülkenin kalkınmasında
büyük etkisi olan hizmetlerdir. Kuruluşların ve şahısların
telekomünikasyonu yani uzaktan haberleşmeyi rahatlıkla
kullanabilmeleri, hem ticari yönden hem de şahsi yönden
verimliliklerini arttırarak refah seviyelerini yükseltmektedir.
Bu durum istatiksel olarak görünmektedir. İşsizliğin
arttığı, ekonominin küçüldüğü, gelirlerin düştüğü
bu ortamda haberleşme hizmet fiyatlarının düşürülmesi
şahısları ve kurumları rahatlatacak, onlara iş bulma
imkanı sağlıyacak, işyerlerinin maliyetini düşürerek
rekabet gücünü arttıracak, hizmet veren özel teşebbüsün
pazarın büyümesi sonucu yeni satışlar yapmasını sağlayacak
ve iş imkanlarını arttıracaktır. Ancak bunların olabilmesi
için tekele değil serbest pazara dayalı bir hizmet
sektörünün çalışabilmesi gerekmektedir. Vergilerde
yapılacak indirim, telekom ürünlerinin kullanımını
yükselteceği için doğrudan ve dolaylı olarak toplam
vergi gelirini de arttırabilir.
5. Telekom hizmet ve ürünlerindeki vergi ve fiyat
yapısını değerlendirir misiniz? Dünya standartlarıyla
karşılaştırıldığında Türkiye'deki mevcut durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz? Bu sorunun aşılması yönündeki
çözüm önerileriniz neler?
Şu anda yüksek vergiler, yasal ve doğal tekelden
dolayı ülkemizde telekomünikasyon hizmetlerinin fiyatları,
yukarıda yazılı gelişmeyi sağlamaya engeldir. Hangi
fiyat seviyesinin böyle bir gelişmeyi sağlayacağını
bilmek için telekom sektörünün rekabete açılması gerekmektedir.
Eğer rekabet sonucu ortaya çıkan fiyatlar yine de
refah düzeyinde bir iyileşme getirmiyorsa o zaman
vergi ayarlamaları yapılabilir.
6. İletişimde mobil ürünlerin öne çıktığı, farklı
cihazların birbiriyle etkileşim halinde olduğu bir
tablo ortaya çıkmaya başladı. Bu yeni yapıyı özetleyerek
önümüzdeki döneme ilişkin öngörülerinizi açıklar mısınız?
Bu kapsamda geliştirdiğiniz ürün ve hizmetlerden bahseder
misiniz?
Şu anda mobil hizmetler piyasasında rekabet var.
Ancak kullanımı az ve gelir düşük. Bu durum vergilerin
yüksek olması sonucu meydana gelmiş olabilir. Mobil
hizmetler piyasasının doğal olarak ta serbestleşmiş
olması katma değerli mobil hizmetlerin daha hızlı
gelişmesini sağlayacak gibi görünüyor.
Telekomünikasyon Kurumu'nun katma değerli mobil hizmetler
ve sanal mobil hizmet sağlayıcılığı ile ilgili düzenlemeleri
yakın zamanda yapacağı haberi de bu yöndeki beklentileri
arttırıyor.
Satko, mevcut mobil haberleşme altyapılarını kullanan
ve özellikle, çok yakından tanıdığı, nakliye sektörü
için önemli olan yeni hizmetleri geliştirmekte ve
uygulamaktadır.
Yakında beklenen yeni sektör düzenlemeleri ile bu
uygulamalar arttırılacaktır. Amacımız bu hizmetlerin
maliyetlerini düşürerek nakliyeci, müşterisi ve nakliye
vasıtası arasındaki bilgi akışını hızlı, sürekli,
eşzamanlı, genişbantlı, yüksek kaliteli, ve katlanılabilir
bir fiyatla sunabilmektedir.
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizden bir an
önce çıkabilmesi için telekomünikasyon hizmetleri
piyasasının en kısa sürede ve tamamıyla rekabete açılması,
tek başına yeterli olmasa bile, muhakkak ki gereklidir.
Bu açılım için gerekli altyapı hazırdır ve son seçimde
ülkemiz tercihini bu yönde yapmıştır.
başliklara dön
|